Uzmanlardan aşırı sıcaklarda uyarı: Alkol tüketimine dikkat

Aşırı sıcak hava dalgası Avrupa’nın büyük bir bölümünde etkisini sürdürüyor. Halk sağlığı ve tıp konularında önemli makaleleriyle tanınan bilim dergisi Lancet’te yayımlanan bir çalışmaya göre, Avrupa’nın neredeyse tamamında sıcaklığa bağlı ölümlerde artış görülüyor. Bununla birlikte Avrupa genelinde yüksek hava sıcaklıklarına karşı yapılan uyarıların sayısı da artıyor.
Başta Almanya ve Fransa gibi nüfusu yoğun olan ülkelerde peş peşe uyarılar yapılıyor. Fransa’nın başkenti Paris’te Emniyet Müdürlüğü kentte geçici olarak geniş kapsamlı bir alkol yasağı uygulama kararı aldı. Cuma gününden Pazar sabahına kadar alkol satışı ve kamuya açık yerlerde alkol tüketilmesi yasaklandı. Restoran ve kafeler ise bu yasak kapsamının dışında tutuldu.
Geçen hafta sonunda da Fransa’da düzenlenen “Fête de la musique” (Müzik Bayramı) festivali boyunca da kamusal alanda alkol yasağı uygulanmıştı. Fransa hükümeti, acil servisleri rahatlatmak amacıyla bu tür bir tedbir alındığını duyurmuştu.
Termometrelerin 40 dereceyi aştığı günlerde tek başına sıcaklık bile vücut için büyük bir yük anlamına geliyor. FIFA Dünya Kupası’nın sürdüğü ve çok sayıda açık hava festivalinin yapıldığı günlerde dışarıda soğuk bir bira içmek birçok insan için cazip olabilir. Ancak bu aşırı sıcaklarda soğuk bira içme fikri hiç de iyi değil.
Alkol susuzluğu gidermez, aksine artırır
Hava ne kadar sıcak olursa, insan vücudu da deri yoluyla sıcaklığa bağlı şekilde yüksek miktarda sıvı kaybeder; aşırı derecede terleriz. Vücudun kendini soğutma mekanizması yüzünden terle kaybettiğimiz sıvıyı da içeceklerle dengelemek zorundayız.

Dünya Kupası’na geri sayım yapılırken büyük Alman market zincirleri biralarda kampanyaya gitmiş, markalar indirimlerle müşteri çekmek için birbiriyle yarışmıştı. Oysa sıcaklarda alkol tüketimi sağlık için ciddi riskler taşıyorFotoğraf: Ulrich Wagner/picture alliance
Her ne kadar bira, alkollü kokteyller veya cin tonik gibi içecekler sıvı olsa da ve soğuk içildiğinde susuzluğu gideriyormuş gibi bir his yaratsa da bu durum tamamen yanıltıcı.
Heidelberg Üniversitesi İç Hastalıkları ve Gastroenteroloji ve Alkol Araştırmaları Profesörü Doktor Helmut Seitz, “Alkol daha güçlü biçimde idrara çıkmaya, dolayısıyla daha da fazla sıvı kaybına yol açar” diye konuşuyor.
Sıvıyla birlikte potasyum, sodyum ve magnezyum gibi minerallerin de vücut dışına atıldığını vurgulayan Prof. Dr. Seitz, alkol sonrası yaşanan durumu, “Yani yukarıdan doldurduğunuzdan daha fazlası aşağıdan dışarı çıkıyor” sözleriyle özetliyor.
Kalp krizine uzanan tehlike
Alman Federal Kamu Sağlığı Enstitüsü’nün verilerine göre ise durum daha da tehlikeli: alkol vücudu öyle derecede kurutabilir ki, akabinde vücut yeterli miktarda ter üretemez hale gelir. Bunun sonucunda da aşırı ısınır ve sıcak çarpması meydana gelme ihtimali artar.
Ayrıca içilen o soğuk bira, kan damarlarının genişlemesine neden olur. Bu durum tansiyonu düşürür; baş dönmesi ve baş ağrısı gibi sonuçlar doğurabilir.
Terle mineral kaybının kalp üzerinde de etkileri olduğunu belirten Prof. Dr. Seitz; atriyal fibrilasyonu, ekstrasistol ve ritim bozuklukları gibi kalp sorunlarının yaşanabileceğini vurguluyor ve ekliyor: “Bu durum kalp krizine kadar götürebilir.”
Sıcak, spor ve alkol kötü bir üçlü
Prof. Dr. Seitz, tansiyon düşürücüler veya merkezi sinir sistemine etki eden bazı ilaçların bahsettiği riski daha da artırabileceğini söylüyor.
Merkezi sinir sistemine yönelik etkileri alkolle birleştiğinde katlanarak artan sakinleştiriciler ile uyku ilaçları da bu gruba dahil. Durum böyle olunca da bu ilaçlar baş dönmesini ve sersemlik hissini artırıyor.
Ancak sıcak havalarda alkol tüketmek sadece yaşlılar veya kardiyovasküler (kalp-damar) kronik rahatsızlığı olanlar için sorun teşkil etmiyor. Uzman Seitz, hareketli insanların, çok spor yapan ve bu yüzden çok terleyen gençlerin de aynı şekilde dikkatli olması gerektiğini söylüyor ve onları da uyarıyor.
Peki koşulan bir yarı maratonun veya kazanılan bir futbol maçının ardından içilen o soğuk biraya ne demeli? Alkol araştırmacısı bilim insanı Seitz’in cevabı bu konuda açık ve net: “Aslında vücudunuza bundan daha kötü bir şey yapamazsınız.”








